1. BÖLÜM: DEFNE'NİN DOĞUMU

Yıl: 2002

Mavi gözlü, parlak yüzlü bir çocuk doğdu; adeta bir tanrıça gibiydi. Mavi ve pembe karışımı bir kundakta sarılı, boncuk gözleriyle etrafa bakıyordu. Doğduğunda tüm gözler onun üzerindeydi, ama bu durumdan korkmuş gibi ansızın ağlamaya başladı. Herkes neler olduğunu anlamaya çalışırken, bir kadın beklenmedik bir anda, “Bu çocuğun ismi ne, daha belirlemediniz mi?” diye sordu. Ancak kimse duymamış gibiydi, çünkü hemşire bebeği bir odaya götürmüş, herkes de hemşireyle birlikte gitmişti.

Bir süre sonra hemşire bebekle geri dönünce herkes tekrar tek bir odada toplandı. Aynı kadın yine sordu: “Bu bebeğin ismi ne?” Yine bir ses çıkmadı. Yaklaşık 30 dakika sonra bebeğin annesi Aslı içeri girdi. Bitkin ve düşünceliydi, sanki bir şeye dalmış gibiydi. Hiçbir şey söylemiyor, kimseyi dinlemiyordu. Aniden ortamda ses kesildi, dikkatler Aslı’nın üzerine çevrildi. Biri sordu: “Aslı, canım, iyi misin?” Bu, Aslı’nın kardeşi Yaren’di. Ancak yine cevap gelmedi. Yaren tekrar sordu: “Aslı, canım, iyi misin? Bizi endişelendiriyorsun.” Cevap alamayınca etraftakiler endişelenmeye başladı. Bebek ise ağlamaya başlamıştı. Sonunda Aslı konuşmaya başladı, ama söyledikleri anlamsızdı: “Elif’i aldın, ama Defne’yi asla!”

Şimdi anlaşılmıştı; mavi gözlü, tanrıça gibi güzel olan o kızın ismi Defne’ydi. Ancak Aslı’nın söyledikleri hala mantıksızdı. Gözlerini sık sık kapatıp açıyor, nefes alıp verişi tuhaf ve kalbi sanki duracakmış gibi hızla atıyordu. Kalabalık ne olduğunu anlayınca hemşireyi çağırdı, ama hemşire gelene kadar iş işten geçmişti. **Aslı komaya girmişti.** Ne kadar süreceği bilinmiyordu; ölecek miydi, yoksa hayata mı dönecekti?

Dakikalar saatlere dönüştü ve herkes eve dönmüştü. Bebek, yeni evine merhaba der gibi sırıtarak eve bakıyordu. Elif içeri daldı ve “Kaydeşim!” dedi. Daha konuşmayı yeni öğreniyordu, ama yine de “kardeşim” demeyi başarmıştı. Günler geçti; Defne ve Elif eğleniyor gibiydiler. Babaları Furkan yemek yerken telefonu çaldı. Furkan, telefonu açtıktan yaklaşık 10 saniye sonra Aslı gibi buz kesildi. Hiçbir şey söyleyemiyor, duymuyor, kalbi hızla atıyordu. O da hastaneye kaldırıldı, ama komada değildi. Furkan iyileşene kadar kızlar teyzeleri Yaren’de kalacaktı.

Yaren, ablasının acısını çekip içten içe üzülse de kızlara bir süre bakmayı kabul etti. Kızlar neler olduğunu anlamaya çalışırken gözlerini güzel ve büyük bir evde açtılar. Burası Yaren’in malikane gibi büyük eviydi. Bir süre sonra Yaren’in kocası Yusuf da eve geldi. Kızlara Yaren’in bu evde bakacağını öğrendiğinde yüzü asılmıştı. Şimdi kızlara nefretle bakıyor ve hızla odasına çıkıyordu.

Üç gün sonra Yaren gözlerini güzel bir haberle açtı. **Aslı uyanmıştı!** Yaren mutlulukla kardeşinin yanına gitti ve ona sarıldı. Bir süre sonra Aslı taburcu oldu ve evine döndü.